Bir sanığın eyleminin TCK m. 142/1-b'de (hırsızlık) belirtilen suçu oluşturmasına rağmen, mahkemenin daha hafif cezayı öngören TCK m. 141'den (basit hırsızlık) hüküm kurması ve bu karara karşı sadece sanığın temyiz başvurusunda bulunması durumunda, Yargıtay'ın bu hatalı nitelendirmeyi bozma konusu yapıp yapamayacağını, 'aleyhe bozma yasağı' (CMUK m. 326/son) ilkesi çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137143

Bu durum, 'aleyhe bozma yasağı' veya 'reformatio in pejus' yasağının tipik bir örneğidir. Kural olarak, bir hüküm sadece sanık lehine temyiz edilmişse (yani savcı veya katılan sanık aleyhine temyiz etmemişse), Yargıtay, hükmü sanığın daha ağır bir ceza almasına yol açacak şekilde bozamaz. Olayda, mahkeme, eylemi daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hırsızlık (TCK m. 142/1-b) yerine, daha hafif olan basit hırsızlıktan (TCK m. 141) nitelendirerek sanık lehine bir hata yapmıştır. Bu hatalı karara karşı sadece sanık temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay, temyiz incelemesinde bu hatalı nitelendirmeyi tespit etse bile, 'aleyhe bozma yasağı' ilkesi gereğince, bu hatayı sanığın aleyhine olacak şekilde bir bozma nedeni yapamaz. Eğer bozarsa, sanık yeniden yapılacak yargılamada daha ağır bir suçtan ceza alma riskiyle karşı karşıya kalır ki bu, kanun yoluna başvurma hakkını kullanmasının kendisi için bir dezavantaja dönüşmesi anlamına gelir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2015/13776 K. sayılı kararında da bu ilke uygulanmış ve 'aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır' denilerek, sanık lehine olan bu hatalı uygulama onanmıştır (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).