5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.284'te düzenlenen ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı 'direnme yasağı' getiren hükmün, kanun yolları sistematiği içindeki yerini, Yargıtay kararlarına karşı tanınan 'direnme hakkı' (CMK m.307/4) ile karşılaştırarak açıklayınız. Kanun koyucunun, istinaf ve temyiz kanun yolları için neden farklı bir rejim öngördüğünü, bu mahkemelerin fonksiyonları (olay mahkemesi / hukukilik denetimi) açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137141

CMK, kanun yolları açısından iki farklı rejim öngörmüştür: **1) İstinaf (BAM) Kararlarına Karşı Direnme Yasağı (CMK m.284):** İlk derece mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) verdiği kararlara (bozma, düzeltme vb.) karşı direnemez; bu kararlara uymak zorundadır. Bunun temel nedeni, istinafın bir 'olay mahkemesi' olmasıdır. İstinaf, ilk derece mahkemesi gibi hem maddi vaka (olay) incelemesi hem de hukukilik denetimi yapar. Yani, delilleri yeniden değerlendirip, gerekirse duruşma açarak esastan yeni bir karar verebilir. Kanun koyucu, iki dereceli bir olay yargılamasını yeterli görmüş ve uyuşmazlığın sürekli olarak ilk derece ile istinaf arasında gidip gelmesini önlemek için direnme yolunu kapatmıştır. **2) Temyiz (Yargıtay) Kararlarına Karşı Direnme Hakkı (CMK m.307/4):** İlk derece veya BAM mahkemeleri, Yargıtay'ın verdiği bozma kararlarına karşı 'direnme hakkı'na sahiptir. Bunun nedeni ise, temyizin bir 'hukukilik denetimi' mercii olmasıdır. Yargıtay, kural olarak maddi olayı ve delilleri yeniden değerlendirmez; sadece alt derece mahkemesinin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığını denetler. Delillerle doğrudan temas kuran olay mahkemelerinin, Yargıtay'ın hukuki yorumuna katılmaması ve kendi vicdani kanaatlerinde ısrar etmesi ihtimaline karşı, kanun koyucu direnme hakkını tanımış ve nihai kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na bırakmıştır (sen.av.tr/tr/makale/istinaf-bozma-kararlarinin-kesinligi-ve-kararlara-direnme-yasaginin-siniri).