Bir sanığın, hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde, sonradan 6763 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamına alınan bir suç işlemesi durumunda, bu suçla ilgili uzlaştırma prosedürünün işletilmesinin zorunlu olup olmadığını ve bu zorunluluğun 'usul kurallarının derhal uygulanması' ilkesiyle ilişkisini Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/22332 K. sayılı kararı temelinde analiz ediniz.
Evet, bu durumda uzlaştırma prosedürünün işletilmesi zorunludur. Bunun temel nedeni, 'lehe kanunun geçmişe yürümesi' (TCK m. 7) ve 'usul kurallarının derhal uygulanması' ilkeleridir. Uzlaştırma, CMK'da düzenlenen ve davanın esasına girilmesini engelleyen bir 'kovuşturma şartı'dır. 6763 sayılı Kanun gibi, uzlaştırma kapsamını genişleten bir usul kanunu değişikliği, yürürlüğe girdiği andan itibaren derdest olan tüm davalara (kesinleşmemiş dosyalar) 'derhal uygulanır'. Sanığın HAGB denetim süresi içinde işlediği suç, yargılama sırasında uzlaşma kapsamında olmasa bile, sonradan yapılan bir değişiklikle kapsama alınmışsa, bu lehe hükümden yararlanması gerekir. Yargıtay'ın ilgili kararında da bu ilke benimsenmiştir. Mahkeme, HAGB kararını açıklamadan önce, yeni kanun değişikliği uyarınca, açıklamanın dayanağı olan suç için uzlaştırma prosedürünü işletmek zorundadır. Uzlaştırma, failin hukuki durumunu doğrudan etkileyen ve daha lehe sonuçlar doğurma potansiyeli olan bir usuli kurum olduğu için, bu zorunluluk göz ardı edilemez. Bu, hem TCK m. 7'nin hem de usul kurallarının derhal uygulanması ilkesinin bir gereğidir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).