Ceza Genel Kurulu'nun 2017/554 K. sayılı kararında, 'olası kastla işlenen suçlara teşebbüs olmaz' kuralının benimsenmesinin, failin sorumluluk alanının 'katlanılamayacak ölçüde genişletilmesi' riskini önlemedeki rolünü, bir örnek üzerinden açıklayınız. Olası kastlı teşebbüsün kabul edilmesi durumunda, hangi tür eylemlerin cezalandırılması gerekeceğini ve bunun ceza adaletindeki öngörülebilirlik ilkesine etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137139

Bu kural, ceza sorumluluğunun sınırlarını belirlemek açısından kritiktir. Örnek: Bir kişi, kalabalık bir sokağa havaya doğru rastgele ateş ediyor. Amacı kimseyi öldürmek veya yaralamak değil, sadece birini korkutmak (doğrudan kastı bu). Ancak, bu eylemiyle birilerinin yaralanabileceğini veya ölebileceğini öngörüyor ve bu sonuca kayıtsız kalıyor ('olursa olsun' diyor - olası kast). Eğer bu ateş sonucu kimse yaralanmazsa, bu kurala göre fail, olası kastla öldürmeye veya yaralamaya teşebbüsten cezalandırılamaz. Çünkü 'olası kast netice ile belirlenir'; netice (yaralanma/ölüm) oluşmadığı için olası kast da oluşmamıştır. Eğer 'olası kastlı teşebbüs' kabul edilseydi, bu failin, gerçekleşmemiş bir ihtimalden dolayı (birini yaralayabilirdi) cezalandırılması gerekirdi. Bu, sorumluluk alanını 'katlanılamayacak ölçüde genişletirdi'. Sadece tehlikeli bir davranış sergileyen (ancak somut bir neticeye yol açmayan) herkesin, zihninden geçmiş olabilecek muhtemel sonuçlar nedeniyle teşebbüsten yargılanması riski doğardı. Bu da ceza adaletindeki öngörülebilirlik ve belirlilik ilkelerini zedeler, keyfi uygulamalara yol açardı. Bu nedenle YCGK ve doktrin, sorumluluğu gerçekleşen somut neticeyle sınırlayarak bu riski önlemektedir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/olasi-kastla-suca-tesebbus-istirak-ve-haksiz-tahrik.html).