Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/1110 K. sayılı kararında, avukatın vekalet ücreti alacağı davasında, tarafların sulh olduğu miktarın tespiti için '10.04.2012 tarihli makbuz ibraname başlıklı protokol'ün dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin, bu tür bir belgeyi dikkate alarak 'gerçek sulh olunan miktar'ı araştırmasının, Avukatlık Kanunu m. 164/4'ün uygulanmasındaki önemini, özellikle 'sulh olunan miktar belli değilse' durumuyla karşılaştırarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137138

Avukatlık Kanunu m. 165, tarafların sulh olması halinde avukatın ücretinden her iki tarafın da müteselsilen sorumlu olduğunu belirtir. Bu ücretin hesaplanmasında esas alınacak matrah ise 'sulh olunan miktar'dır. Eğer taraflar arasında bu miktarı gösteren bir protokol, makbuz veya ibraname varsa, mahkemenin öncelikle bu belgeyi inceleyerek tarafların gerçekte ne kadar bir bedel üzerinde anlaştığını tespit etmesi gerekir. Bu, 'gerçek sulh olunan miktar'dır ve vekalet ücreti bu miktar üzerinden hesaplanmalıdır. Yargıtay'ın kararında da bu araştırmanın yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Eğer taraflar arasında yazılı bir belge yoksa veya belgeden miktar anlaşılamıyorsa, yani 'sulh olunan miktar belli değilse', bu durumda mahkeme, davanın konusunu, tarafların iddia ve savunmalarını, toplanan delilleri dikkate alarak sulhun hangi makul miktar üzerinden gerçekleşmiş olabileceğini kendisi takdir eder veya bilirkişi marifetiyle araştırır. Bu tespit, Avukatlık Kanunu m. 164/4 uyarınca nispi vekalet ücretinin doğru bir matrah üzerinden hesaplanabilmesi için zorunludur. Belgenin varlığı, mahkemenin bu takdir yetkisini kullanmasına gerek bırakmaz ve daha objektif bir hesaplama imkanı sunar (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-215-belgelerin-halefler-aleyhine-kullanilmasi-ve-adi-senetlerin-ucuncu-kisiler-icin-hukum-ifade-etmesi.html).