Tüketici Hakem Heyeti kararlarının ilam niteliğinde olmasının (6502 s. Kanun m. 70), bu kararların icra edilebilirliği açısından ne anlama geldiğini açıklayınız. Bir tüketicinin, lehine verilen bir THH kararını icra takibine koyması sürecinde, karşı tarafın bu karara Tüketici Mahkemesi'nde itiraz etmiş olmasının takibe etkisini, İİK'daki 'icranın geri bırakılması' (tehir-i icra) kurumuyla ilişkilendirerek izah ediniz.
Bir kararın 'ilam niteliğinde' olması, o kararın İcra ve İflas Kanunu (İİK) uyarınca 'ilamlı icra' yoluyla takibe konulabileceği anlamına gelir. İlamlı icra, ilamsız icraya göre alacaklıya daha güçlü yetkiler verir (örneğin borçlunun itirazının takibi durdurmaması). Tüketici Hakem Heyeti (THH) kararları da kanun gereği ilam niteliğindedir. Tüketici, lehine verilen bir THH kararını alarak doğrudan icra dairesine başvurabilir ve borçlu aleyhine ilamlı icra takibi başlatabilir. Borçlunun (satıcı/sağlayıcı), bu THH kararına karşı Tüketici Mahkemesi'nde 'itiraz' davası açmış olması, kendiliğinden icra takibini durdurmaz. İcra takibinin durdurulabilmesi için, borçlunun, itiraz davasını açtığı Tüketici Mahkemesi'nden, İİK m. 36'da düzenlenen 'icranın geri bırakılması' (tehir-i icra) kararı alması gerekir. Bu kararı alabilmek için de genellikle mahkemeye, icra dosyasına konu alacak miktarı kadar bir 'teminat' yatırması zorunludur. Mahkemeden tehir-i icra kararı alıp icra dairesine sunmadığı sürece, aleyhindeki icra takibi devam eder (kadimhukuk.com.tr/makale/elektronik-ticaret-tuketici-haklari/).