Ceza Genel Kurulu'nun 2/10/2024 tarihli VUK m. 359/b kararında, 'kullanılan belgenin başkası tarafından düzenlenip düzenlenmediği, kanun vazıının önem atfettiği bir özellik olarak kanun metnine yansıtılmadığı' tespiti, kanunların yorumlanmasında 'lafzi yorum' ve 'amaçsal yorum' yöntemleri açısından ne ifade etmektedir? Bu tespitin, failin eyleminin 'haksızlık içeriği'nin değerlendirilmesindeki rolünü analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137128

YCGK'nın bu tespiti, kanun yorumunda hem 'lafzi' hem de 'amaçsal' yorum yöntemlerinin bir arada kullanıldığını göstermektedir. **Lafzi Yorum:** Kurul, VUK m. 359/b'nin metnini incelemiş ve kanun koyucunun, 'kullanma' fiili için, belgeyi kullananın aynı zamanda düzenleyen olması gibi bir şart veya ayrım getirmediğini tespit etmiştir. Metinde sadece '...bu belgeleri kullananlar' denilmektedir. Bu, lafzi (sözel) bir yorumdur. **Amaçsal Yorum:** Kurul, daha sonra kanun koyucunun amacını sorgulamıştır. VUK m. 359/b'nin amacı, belgenin kim tarafından düzenlendiğini cezalandırmaktan ziyade, sahte bir belgeyle 'vergi kaçırılması' tehlikesini önlemektir. Bu amaç açısından bakıldığında, kullanılan sahte faturanın A kişisi veya B kişisi tarafından düzenlenmiş olmasının, devletin uğradığı vergi kaybı tehlikesi açısından, yani fiilin 'haksızlık içeriği' açısından bir farkı yoktur. Her iki durumda da aynı hukuki değer ihlal edilmektedir. Dolayısıyla, lafzi yorumun desteklediği sonucu amaçsal yorumla da teyit eden Kurul, belgenin kim tarafından düzenlendiği detayının, suçun tekliği ve maddi konunun ayniyeti açısından belirleyici bir özellik olmadığına karar vermiştir. Bu, suçun özüne odaklanan bir yaklaşımdır (or.av.tr/sahte-fatura-duzenleme-ve-kullanma-suclari-vergi-usul-kanunu-m-359/).