213 sayılı VUK'un 359/b maddesinde düzenlenen sahte belge düzenleme ve kullanma suçları arasındaki ilişkiyi, YCGK'nın 2/10/2024 tarihli kararından önceki ve sonraki durumu karşılaştırarak analiz ediniz. Özel Dairelerin 'birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu' yönündeki eski kabulünün, 'seçimlik hareketli suç' olarak kabul edilen yeni içtihatla nasıl bir değişikliğe uğradığını, özellikle 'maddi konunun ayniyeti' kavramı üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137116

**YCGK Kararından Önceki Durum (Ayrı ve Bağımsız Suçlar):** YCGK'nın bu kararından önce, Yargıtay Özel Daireleri (örn. 11. CD) sahte belge düzenleme ve kullanma fiillerini 'birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar' olarak kabul ediyordu. Bu yaklaşıma göre, bir failin hem sahte fatura düzenleyip başkasına vermesi, hem de başkasından aldığı sahte faturaları kendi beyannamesinde kullanması durumunda, iki ayrı VUK m. 359/b suçu oluşuyordu. Bu yorum, her bir fiilin ayrı bir haksızlık içeriği taşıdığı düşüncesine dayanıyordu. **YCGK Kararından Sonraki Durum (Seçimlik Hareketli Tek Suç):** YCGK, 2/10/2024 tarihli kararıyla bu uygulamayı değiştirmiş ve VUK m. 359/b'nin 'veya' bağlacıyla düzenlenmiş bir 'seçimlik hareketli suç' olduğuna karar vermiştir. Bu yeni içtihada göre, failin bu seçimlik hareketlerden birini veya birkaçını işlemesi, tek bir suçun işlenmesi anlamına gelir. 'Maddi konunun ayniyeti' kavramı da bu bağlamda geniş yorumlanmıştır. Önemli olan, belgelerin fiziken aynı olması değil, vergi kaçırma amacına hizmet eden, aynı 'tür, amaç ve işlev'e sahip belgeler olmasıdır. Dolayısıyla, fail aynı dönemde hem sahte fatura düzenlese hem de başkasından aldığı sahte faturayı kullansa, artık iki ayrı suçtan değil, seçimlik hareketli tek bir VUK m. 359/b suçundan sorumlu tutulacaktır. Bu durum, temel cezanın belirlenmesinde (TCK m. 61) aleyhe bir unsur olarak dikkate alınabilecektir (or.av.tr/sahte-fatura-duzenleme-ve-kullanma-suclari-vergi-usul-kanunu-m-359/).