5237 sayılı TCK m. 54 uyarınca 'kazanç müsaderesi' veya 'kaim değer müsaderesi'nin uygulanabilmesi için, eylemin 'kasıtlı bir suç' olması şartını, Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2017/5064 K. sayılı kararındaki olay (5307 sayılı Kanun'a aykırılık) açısından analiz ediniz. Bir eylemin 'kabahat' olarak nitelendirildiği durumlarda, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun müsadereye ilişkin hükümleri (m. 18) ile TCK'nın müsadereye ilişkin hükümlerinin (m. 54) nasıl bir ilişki içinde olduğunu ve hangi kanunun uygulanması gerektiğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137110

TCK m. 54, eşya veya kazanç müsaderesini 'kasıtlı bir suçun' işlenmesi şartına bağlamıştır. Yargıtay 19. CD'nin kararındaki olayda, eylem 5307 sayılı Kanun'a aykırılık olup bir 'kabahat'tir, 'suç' değildir. Bu nedenle, bu eylemden elde edilen kazancın veya eşyanın TCK m. 54'e göre müsaderesi mümkün değildir. Kabahatler için müsadere, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun genel hükümlerine tabidir. Kabahatler Kanunu m. 18, müsadereyi (mülkiyetin kamuya geçirilmesi) bir 'idari tedbir' olarak düzenler ve bunun ancak 'kanunda açık hüküm bulunan hallerde' uygulanabileceğini belirtir. Karardaki olayda, 5307 sayılı Kanun, teknik düzenlemeye aykırı LPG'nin kendisinin müsaderesini öngörmüş, ancak bunun ortadan kalkması halinde yerine geçecek 'kaim değerin' (parasal değerin) müsaderesine ilişkin bir düzenleme yapmamıştır. Kabahatler Kanunu'na göre ise kaim değer müsaderesi ancak kanunda açıkça öngörülmüşse mümkündür. 5307 sayılı Kanun'da böyle bir hüküm olmadığı için, TCK m. 54/2'deki kaim değer müsaderesi hükmü kıyasen uygulanamaz. Çünkü TCK'nın genel hükümleri kabahatlere değil, 'suçlara' uygulanır. Sonuç olarak, kabahat niteliğindeki bir fiil için kaim değer müsaderesine karar verilebilmesi, o kabahati düzenleyen özel kanunda bu yönde açık bir hüküm bulunmasına bağlıdır (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-259-suc-konusu-olmayan-esyanin-musaderesi.html).