Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/22332 K. sayılı kararında, sanığın denetim süresi içinde işlediği ve HAGB'nin açıklanmasına neden olan 'kaybolmuş eşya üzerinde tasarruf' suçunun, 6763 sayılı Kanun değişikliği sonrası uzlaştırma kapsamına girmesinin, açıklanan hükmün hukuki geçerliliğini nasıl etkilediğini, lehe kanun (TCK m. 7) ve uzlaştırma kurumunun niteliği açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137108

Bu karar, lehe kanun uygulamasının ve uzlaştırmanın, HAGB kararlarının açıklanması üzerindeki etkisini gösteren önemli bir örnektir. Olayda, sanığın HAGB kararı, denetim süresi içinde işlediği TCK m. 160'taki suç nedeniyle açıklanmıştır. Ancak, bu açıklama kararından sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun, uzlaştırma kapsamını genişletmiştir. TCK m. 7 uyarınca, failin lehine olan kanun hükümleri geçmişe yönelik olarak uygulanır. Uzlaştırma, CMK'da düzenlenen ve davanın düşmesi sonucunu doğurabilen bir 'kovuşturma şartı'dır. Dolayısıyla, Yargıtay şu mantığı yürütmektedir: HAGB'nin açıklanmasına neden olan suç, sonradan uzlaştırma kapsamına girmiştir. Bu nedenle, öncelikle bu suçla ilgili olarak taraflar arasında uzlaştırma prosedürü işletilmelidir. Eğer uzlaştırma olumlu sonuçlanırsa, sanık bu suçtan dolayı bir mahkumiyet almayacak ve dava düşecektir. Bu durumda, sanığın denetim süresi içinde 'kasten işlenmiş bir suçtan mahkumiyeti' ortadan kalkacağı için, HAGB kararının açıklanmasının dayanağı da kalmamış olacaktır. Mahkemenin, bu varsayıma göre, sanığın denetim süresinde işlediği başka bir suç olup olmadığını araştırıp, sonucuna göre HAGB'yi açıklayıp açıklamayacağını yeniden değerlendirmesi gerekir. Bu nedenle, uzlaştırma ihtimali gözetilmeden verilen açıklama kararı bozulmalıdır (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).