HMK m. 117 uyarınca bir davanın 'ilk itirazlar'dan sayılmayan, ancak HMK m. 132/2 uyarınca mahkemenin re'sen veya talep üzerine ayırma kararı verebileceği 'karşı davanın şartlarının gerçekleşmemesi' durumunu, usuli bir eksiklik olarak nitelendiriniz. HMK'nın bu düzenlemeyle, karşı davanın kabule şayan olmadığı itirazını bir 'ilk itiraz' olmaktan çıkararak usul ekonomisi ilkesine nasıl bir katkı sağladığını açıklayınız.
Mülga HUMK döneminde, karşı davaya itiraz bir 'ilk itiraz' olarak düzenlenmişti ve esasa cevap süresi içinde ileri sürülmesi gerekiyordu. Bu süre kaçırılırsa, şartları oluşmayan bir karşı dava dahi asıl davayla birlikte görülmeye devam ediyordu. HMK ise bu durumu değiştirmiştir. HMK m. 132/2, karşı davanın şartlarının (bağlantı, takas/mahsup ilişkisi) bulunmamasını bir ilk itiraz olarak değil, yargılamanın her aşamasında mahkemenin re'sen veya talep üzerine dikkate alabileceği bir usuli eksiklik olarak düzenlemiştir. Bu düzenleme, usul ekonomisi ilkesine önemli bir katkı sağlar. Çünkü, aralarında hiçbir hukuki veya fiili bağlantı bulunmayan iki davanın, sırf davalı tarafından 'karşı dava' olarak adlandırıldığı için birlikte görülmesi, yargılamayı karmaşıklaştırır, uzatır ve gereksiz masrafa yol açar. HMK'nın yeni düzenlemesi, mahkemeye, bu tür ilgisiz bir davayı her aşamada asıl davadan ayırma (tefrik) ve gerekiyorsa görevli mahkemeye gönderme imkanı tanıyarak, yargılamanın daha düzenli ve hızlı yürümesini sağlar. Bu, davaların daha sağlıklı bir şekilde sonuçlandırılmasına hizmet eder (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-132-karsi-dava-acilabilmesinin-sartlari.html).