Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği'nde düzenlenen 'branştan çıkarma' işleminin, bir 'disiplin cezası' niteliği taşıyıp taşımadığını, işlemin sonuçları (maddi ve manevi hak kayıpları) ve tabi olduğu usul (amir teklifi, komisyon kararı) açısından değerlendiriniz. Bu işlemin bir disiplin cezası sayılması veya sayılmamasının, uygulanacak usul (savunma hakkı, itiraz yolları) açısından ne gibi farklar yaratacağını tartışınız.
Branştan çıkarma işlemi, her ne kadar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda sayılan klasik disiplin cezaları (uyarma, kınama, aylıktan kesme vb.) arasında yer almasa da, sonuçları itibarıyla personel üzerinde bir 'yaptırım' etkisi doğuran, disiplin cezası niteliğinde bir idari işlem olarak kabul edilebilir. Çünkü bu işlem, personelin kariyer planını, uzmanlık alanını, motivasyonunu ve bazen de mali haklarını (branşa özgü tazminat vb.) olumsuz etkiler. **Eğer Disiplin Cezası Sayılırsa:** Bu durumda, disiplin hukukunun temel güvencelerinin (lekelenmeme hakkı, savunma hakkının tam olarak tanınması, isnat edilen fiilin ve delillerin açıkça bildirilmesi, karara karşı disiplin kurullarına itiraz hakkı) bu işlemde de eksiksiz uygulanması gerekir. **Eğer Basit Bir İdari Atama/Görevlendirme İşlemi Sayılırsa:** İdare, bu güvencelere uymaksızın, daha geniş bir takdir yetkisiyle hareket etme eğiliminde olabilir. Ancak Danıştay'ın yerleşik içtihatları, sonuçları itibarıyla personel aleyhine olan bu tür işlemlerin de, keyfiliği önlemek amacıyla somut gerekçelere dayanması ve savunma hakkına riayet edilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Metindeki düzenlemeler (amir teklifi, komisyon kararı, yazılı ikaz gibi) de işlemin sıradan bir atama olmadığını, belirli bir usule tabi, yaptırım niteliği ağır basan bir işlem olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, bir disiplin cezası olmasa bile, disiplin hukukundaki güvencelerin kıyasen uygulanması gerektiği savunulabilir (kadimhukuk.com.tr/makale/branstan-cikarma-islemi-iptal-davasi/).