6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1'in, 'kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen karar veya işlemler yönünden Sulh Ceza Hâkimliklerinin görevli olduğu' yönündeki düzenlemesinin, CMK m. 259'un uygulanmasındaki etkisini, Asliye Ceza Mahkemeleri ile Sulh Ceza Hakimlikleri arasındaki görev dağılımı açısından analiz ediniz.
6545 sayılı Kanun, Türk yargı teşkilatında önemli bir değişiklik yaparak Sulh Ceza Mahkemelerini kaldırmış ve yerlerine, sadece soruşturma evresindeki koruma tedbirlerine (tutuklama, arama, el koyma vb.) ilişkin karar verme ve itirazları inceleme görevi olan 'Sulh Ceza Hâkimlikleri'ni kurmuştur. Bu değişiklikten önce, CMK m. 259'daki görev 'Sulh Ceza Mahkemesi'ne aitti. 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1, mevzuattaki tüm 'Sulh Ceza Mahkemesi/Hâkimi' ibarelerinin 'Sulh Ceza Hâkimliği' olarak anlaşılması gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu nedenle, CMK m. 259'da düzenlenen 'suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi'ne ilişkin karar verme görevi, bu kanun değişikliğiyle birlikte artık 'Sulh Ceza Hâkimliği'ne geçmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2015/24181 K. sayılı kararında da bu duruma işaret edilerek, Asliye Ceza Mahkemesinin bu konuda karar vermesinin 'görevsizlik' nedeniyle hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, bu tür müsadere talepleri artık kovuşturma mahkemesi olan Asliye Ceza Mahkemesine değil, soruşturma evresi işlemlerine bakan Sulh Ceza Hakimliğine yapılmalıdır (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-259-suc-konusu-olmayan-esyanin-musaderesi.html).