Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 'direnme kararının şekil ve usul şartlarına ilişkin olarak her ne kadar Ceza Muhakemesi Kanunu'nda detaylı düzenleyici hükümler bulunmasa da, ceza muhakemesi kanunlarının her konuyu ayrıntısıyla düzenlemesi beklenmemelidir' şeklindeki ifadesini, kanun boşluklarının 'yorum ve kıyas' yoluyla doldurulması ilkesi açısından değerlendiriniz. Bu yaklaşımın, ceza muhakemesi hukukunda 'kıyas yasağı' (TCK m. 2/3) ilkesiyle çelişip çelişmediğini, usul hukuku ve maddi ceza hukuku ayrımı üzerinden tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137103

Bu ifade, ceza muhakemesi hukukunda kanun boşluklarının nasıl doldurulacağına ilişkin önemli bir prensibi yansıtmaktadır. TCK m. 2/3'te düzenlenen 'kıyas yasağı', maddi ceza hukukuna, yani suç ve ceza yaratan veya failin sorumluluğunu ağırlaştıran normlara ilişkindir. Bu ilke, temel hak ve özgürlükleri korumayı amaçlar. Ancak ceza muhakemesi hukuku, yargılamanın nasıl yapılacağını düzenleyen bir 'usul' hukukudur. Usul hukukunda, failin aleyhine olmamak ve kanunun ruhuna aykırı düşmemek kaydıyla, kanunda düzenlenmemiş bir konuda 'yorum ve kıyas' yoluyla boşlukların doldurulması mümkündür. YCGK'nın bu ifadesi de bu ilkeye dayanmaktadır. Direnme kararının nasıl bir usulle (CMK m. 216'nın uygulanıp uygulanmayacağı, gerekçenin nasıl olacağı vb.) verileceği CMK'da ayrıntılı olarak düzenlenmemiştir. YCGK, bu usuli boşluğu, adil yargılanma hakkı, savunma hakkı ve gerekçeli karar hakkı gibi temel ilkeler doğrultusunda 'yorum' yoluyla doldurmaktadır. Direnme kararında CMK m. 216'nın uygulanmasını zorunlu görmek, failin haklarını genişleten ve koruyan bir yorum olduğu için, maddi ceza hukukundaki kıyas yasağıyla çelişmez (sen.av.tr/tr/makale/direnme-kararlarinda-izlenecek-usul).