Bir kimsenin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlendiğini öğrendikten sonra, 6698 sayılı KVKK kapsamında sahip olduğu 'verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme' hakkının, Anayasa m.20/3'te yer alan temel hakla olan ilişkisini ve bu hakkın mutlak olup olmadığını tartışınız. Veri sorumlusunun, hangi meşru gerekçelerle silme talebini reddedebileceğini ve bu reddin yargısal denetiminin nasıl yapılacağını açıklayınız.
Veri sahibinin, verilerinin silinmesini veya yok edilmesini isteme hakkı, Anayasa m.20/3'te güvence altına alınan 'kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı'nın temel bir bileşenidir. Bu hak, kişinin kendi verileri üzerindeki kontrolünü ve 'unutulma hakkını' somutlaştırır. Ancak bu hak mutlak değildir. KVKK m.7 ve ilgili mevzuat uyarınca, veri sorumlusu, verileri işlemesini gerektiren meşru bir sebep devam ettiği sürece silme talebini reddedebilir. Bu meşru gerekçeler şunlar olabilir: **1) Kanuni Zorunluluk:** Başka bir kanun, o verinin belirli bir süre saklanmasını zorunlu kılıyorsa (örn. vergi veya ticaret kanunları gereği ticari defterlerin saklanma süresi). **2) Hukuki Yükümlülüğün Yerine Getirilmesi:** Veri sorumlusunun, devam eden bir sözleşme veya hukuki bir yükümlülük gereği o veriyi işlemesi gerekiyorsa. **3) Bir Hakkın Tesisi, Kullanılması veya Korunması:** Devam eden veya potansiyel bir hukuki uyuşmazlıkta delil olarak kullanılması gibi bir hakkın tesisi veya korunması için verinin saklanması zorunluysa. Veri sorumlusunun bu gerekçelerle yaptığı ret işlemi, bir idari işlem niteliğindedir. Veri sahibi, bu ret kararına karşı önce Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na şikayette bulunabilir, Kurul'un kararını da idare mahkemesinde dava konusu yapabilir. Mahkeme, veri sorumlusunun ileri sürdüğü gerekçenin meşru, somut ve orantılı olup olmadığını denetler (sen.av.tr/tr/makale/kisisel-verilerin-kaydedilmesi; genel KVKK bilgisi ile birleştirilmiştir).