Bir sanık hakkında hem TCK m. 302 (Devletin Birliğini Bozma) hem de bu suçun işlenmesi sırasında işlenen kasten öldürme, mala zarar verme gibi 'araç suçlar'dan dava açılması durumunda, mahkemenin içtima kurallarını nasıl uygulaması gerektiğini TCK m. 302/2 hükmü çerçevesinde açıklayınız. Bu durumun, 'geçitli suç' kapsamında örgüt üyeliği suçunun TCK m. 302 içinde erimesi durumundan farkı nedir?
TCK m. 302/2, 'Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.' diyerek, bu suç tipi için özel bir 'gerçek içtima' kuralı getirmiştir. Bu, TCK m. 302'nin 'amaç suç', diğerlerinin ise bu amaca ulaşmak için işlenen 'araç suçlar' olduğu durumlarda uygulanır. Mahkeme, sanığı hem TCK m. 302'den hem de işlediği diğer araç suçlardan (kasten öldürme, yaralama, mala zarar verme vb.) ayrı ayrı cezalandıracak ve bu cezaları toplayacaktır. Bu durumun, örgüt üyeliği suçunun TCK m. 302 içinde erimesinden temel farkı şudur: Örgüt üyeliği (TCK m. 314), TCK m. 302 açısından bir 'hazırlık hareketi' ve 'geçitli suç' niteliğindedir. Amaç suç işlendiğinde, daha az ağır olan hazırlık niteliğindeki suç (örgüt üyeliği) bağımsızlığını yitirir ve amaç suçun içinde erir (tüketen-tükenen norm ilişkisi). Ancak kasten öldürme gibi suçlar, TCK m. 302'nin zorunlu bir unsuru veya hazırlık hareketi değildir; amaç suçun işlenmesi sırasında işlenen bağımsız haksızlıklardır. Kanun koyucu, bu bağımsız haksızlıkların da ayrıca cezalandırılması gerektiğini özel bir hükümle düzenlemiştir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/devletin-guvenligine-karsi-suclar-tck-302.-madde.html).