Ceza Genel Kurulu'nun 2/10/2024 tarihli VUK m. 359/b'ye ilişkin kararında, suçun maddi konusunun ayniyeti belirlenirken, 'belgelerin tür, amaç ve işlevleri aynı olduğundan maddi konunun da aynı olduğunun' kabul edilmesinin, 'belgeyi kimin düzenlediği' hususunu neden ikincil plana attığını, suçla korunan hukuki değer açısından açıklayınız.
YCGK'nın bu yorumunun temelinde, VUK m. 359/b'nin koruduğu asıl hukuki değerin 'devletin vergi gelirleri' olduğu gerçeği yatar. Suç, bir vergi kaçakçılığı suçudur. Bu suç açısından önemli olan, vergi matrahını aşındırmak veya haksız iade almak amacıyla, gerçeği yansıtmayan bir mali belgenin vergi sürecinde kullanılmasıdır. Bu amaca hizmet eden tüm sahte faturalar, 'tür, amaç ve işlev' olarak aynıdır. Failin amacı, bu belgeleri kullanarak vergi kaçırmaktır. Bu perspektiften bakıldığında, sahte faturayı failin kendisinin mi düzenlediği, yoksa piyasadan bir 'naylon fatura' olarak mı temin ettiği, suçun haksızlık içeriği ve korunan hukuki değere verdiği zarar açısından bir fark yaratmaz. Her iki durumda da devletin vergi alacağı tehlikeye atılmaktadır. Bu nedenle YCGK, 'maddi konunun ayniyeti'ni, belgenin fiziki olarak aynı kağıt parçası olması şeklinde değil, vergi kaçırma eylemindeki işlevsel aynılığı olarak yorumlamıştır. Bu yorum, suçu belge bazlı bir sahtecilik suçu olarak değil, bir bütün olarak vergi kaçırma eylemi olarak ele alır ve bu nedenle belgeyi kimin düzenlediği detayını, suçun tekliği açısından ikincil bir unsur olarak görür (or.av.tr/sahte-fatura-duzenleme-ve-kullanma-suclari-vergi-usul-kanunu-m-359/).