Bir eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının, 'yargılamayı gerektirir' nitelikte olmasının, İİK m. 67'de düzenlenen icra inkar tazminatına hükmedilmesi üzerindeki etkisini Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2015/4081 K. sayılı kararı ışığında analiz ediniz. Alacağın 'likit' (belirli ve muayyen) olup olmadığının, borçlunun takibe itirazının 'haksız' sayılıp sayılamayacağının belirlenmesindeki rolünü tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137086

İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 67 uyarınca, itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse, borçlu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilir. Ancak bu tazminata hükmedilebilmesinin temel şartlarından biri, takibe konu alacağın 'likit' olmasıdır. Likit alacak, miktarı belirli, hesaplanması için ayrıca bir yargılamayı veya bilirkişi incelemesini gerektirmeyen, borçlu tarafından da bilinir veya kolayca bilinebilir nitelikteki alacaktır. Bir eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davaları, genellikle likit değildir. Çünkü alacağın miktarı; işin tam ve ayıpsız yapılıp yapılmadığı, eksik iş bedeli, ayıp nedeniyle indirim veya iş sahibinin karşı alacakları (takas-mahsup) gibi birçok çekişmeli hususun çözülmesini, yani 'yargılamayı gerektirir'. Yargıtay 15. HD'nin kararında da bu duruma işaret edilmiştir. Alacak likit değilse ve miktarının tespiti yargılamaya muhtaçsa, borçlunun takibe itiraz etmesi 'haksız' bir itiraz olarak kabul edilemez. Çünkü borçlu, borcunun gerçek miktarını ancak yargılama sonunda öğrenebilecektir. Bu nedenle, alacak likit olmadığı için itirazında haklı olan borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemez (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-132-karsi-dava-acilabilmesinin-sartlari.html).