Hukuk davalarında 'görev' ve 'yargı yolu' kavramlarını karşılaştırınız. Bir davanın adli yargı yerine idari yargıda görülmesi gerektiği iddiası bir 'görev itirazı' mıdır, yoksa bir 'yargı yolu uyuşmazlığı' mıdır? Bu ayrımın, davanın reddi halinde mahkemenin vereceği kararın niteliği (görevsizlik/yargı yolu caiz olmaması nedeniyle ret) ve dosyanın akıbeti (görevli mahkemeye gönderme) üzerindeki etkilerini tartışınız (Yargıtay 22. HD, 2014/396 K. muhalefet şerhi temelinde).
'Görev', aynı yargı kolu (adli, idari) içindeki farklı tür mahkemeler (örneğin Asliye Hukuk - Sulh Hukuk) arasındaki iş bölümünü ifade eder. Görev itirazı, davanın yanlış türde bir mahkemede açıldığı iddiasıdır. Görevsizlik kararı verildiğinde, dosya talep üzerine aynı yargı kolu içindeki görevli mahkemeye gönderilir. 'Yargı yolu' ise, uyuşmazlığın hangi yargı düzeninde (adli yargı, idari yargı, askeri yargı vb.) çözüleceği ile ilgilidir. Bir davanın adli yargı yerine idari yargıda görülmesi gerektiği iddiası, bir görev itirazı değil, bir 'yargı yolu uyuşmazlığı'dır. Yargıtay 22. HD kararındaki muhalefet şerhinde de belirtildiği gibi, bu iki durumun sonuçları farklıdır. Mahkeme, yargı yolunun caiz olmadığına karar verdiğinde, davayı 'yargı yolu caiz olmaması nedeniyle usulden reddeder'. Bu, bir görevsizlik kararı değildir. Bu durumda, adli yargı mahkemesi dosyayı doğrudan idari yargı mahkemesine gönderemez. Davacı, bu ret kararından sonra, süresi içinde idari yargıda yeni bir dava açmak zorundadır. Bu ayrım, davanın devamlılığı ve dosyanın akıbeti açısından kritik bir öneme sahiptir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-450-yururlukten-kaldirilan-hukumler.html).