İYUK m. 52/5'te yer alan 'Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur' hükmü ile mülga İYUK m. 52/4'teki aynı hüküm arasındaki temel fark nedir? Yeni düzenlemenin, 'kararın yürütülmesinin durdurulması' ve 'kararın bozulması' kurumları arasındaki ayrımı nasıl netleştirdiğini, Danıştay 5. Dairesi'nin 2011/2757 K. sayılı kararındaki olay üzerinden değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137084

Metinlerde doğrudan bir karşılaştırma olmasa da, İYUK'un genel sistematiği ve atıf yapılan Danıştay kararından yola çıkarak şu analiz yapılabilir: Mülga ve mevcut hükümlerin lafzı aynı olsa da, uygulamadaki yorumları önemlidir. Danıştay'ın ilgili kararında vurgulanan temel ilke şudur: 'Kararın bozulması', mahkeme kararının hukuki geçerliliğini ve icra edilebilirliğini askıya alır. Ancak bu, 'dava konusu idari işlemin' kendiliğinden iptal olduğu veya yürütmesinin durduğu anlamına gelmez. Bozma kararı, sadece mahkeme kararını ortadan kaldırır ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderir. 'Yürütmenin durdurulması' ise, dava konusu idari işlemin icrailiğini askıya alan, mahkeme tarafından verilen ayrı bir karardır. Danıştay kararındaki olayda, idare, davanın reddi kararının bozulmasını, sanki atama işlemi iptal edilmiş gibi yorumlayarak yeni bir işlem tesis etmiştir. Bu hatalıdır. İdarenin, bozma kararı üzerine değil, bozma sonrası mahkemenin vereceği yeni karara (örneğin bir iptal veya yürütmeyi durdurma kararı) göre hareket etmesi gerekir. Dolayısıyla, 'kararın bozulması' usuli bir durumu ifade ederken, 'yürütmenin durdurulması' dava konusu idari işlemin hukuki sonuçlarını askıya alan bir tedbirdir ve bu ikisi birbirine karıştırılmamalıdır (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/iyuk-madde-52-temyiz-ve-istinaf-istemlerinde-yurutmenin-durdurulmasi.html).