5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na eklenmesi önerilen, valinin 'suçun aydınlatılması ve suç faillerinin bulunması için gereken acele tedbirlerin alınması hususunda doğrudan emirler verebilir' hükmünün, 'adli kolluk' kurumunun felsefesi ve CMK'daki yeri ile olan çelişkisini analiz ediniz. Bu düzenlemenin, kolluğun adli ve idari görevleri arasındaki ayrımı nasıl etkisizleştirebileceğini tartışınız.
CMK sistematiğinde kolluk, iki farklı statüde görev yapar: idari görevlerinde mülki amire (vali/kaymakam), adli görevlerinde ise Cumhuriyet savcısına bağlıdır. 'Adli kolluk' kurumu, suç soruşturmasının bir yargı faaliyeti olduğu ve bu süreçte kolluğun, yargı organının bir parçası olan savcının emri altında çalışması gerektiği felsefesine dayanır. Önerilen düzenleme, bu temel ayrımı ortadan kaldırmaktadır. Suçun aydınlatılması ve faillerin bulunması, adli soruşturmanın özünü teşkil eden 'adli' görevlerdir. Bu yetkinin, yürütme organının temsilcisi olan valiye verilmesi, adli kolluk-idari kolluk ayrımını fiilen anlamsızlaştırır. Kolluk, aynı olayda hem idari amiri olan validen hem de adli amiri olan savcıdan emir alma gibi bir ikilemle karşı karşıya kalabilir. Bu durum, soruşturmaların tarafsızlığı ve bağımsızlığına gölge düşürür, savcının soruşturmadaki etkin rolünü zayıflatır ve adli faaliyetlerin idari/siyasi etkiye açık hale gelmesine yol açar. Savcılık makamına bağlı bir adli kolluk kurulması hedeflenirken, bu tür bir düzenleme tam tersi bir etki yaratarak hukuk devleti ilkesini zedeler (sen.av.tr/tr/makale/ic-guvenlik-paketi-1-savcinin-yetkisine-mudahale).