5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.2/1-j'de tanımlanan 'suçüstü' hali ile Anayasa m.83/2'de geçen 'ağır cezayı gerektiren suçüstü hali' kavramlarını karşılaştırınız. Bir milletvekilinin dokunulmazlığının bu istisna kapsamında kaldırılabilmesi için, işlendiği iddia edilen suçun sadece 'suçüstü' olması yeterli midir, yoksa aynı zamanda 'ağır cezalık' bir suç olması mı gerekir? 'Ağır cezalık suç' kriterinin nasıl belirleneceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137074

CMK m.2/1-j'deki 'suçüstü' hali, genel bir tanımdır ve işlenmekte olan, henüz işlenmiş olan veya fiilden hemen sonra takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu ifade eder. Anayasa m.83/2'deki 'ağır cezayı gerektiren suçüstü hali' ise, yasama dokunulmazlığı için özel ve daha dar bir istisnadır. Bu istisnanın uygulanabilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: **1) Suçüstü Hali:** Fiilin, CMK m.2/1-j'deki tanımlamaya uygun bir suçüstü durumu içinde olması gerekir. **2) Ağır Cezayı Gerektirme:** İşlenen suçun, 'ağır cezalık' bir suç olması gerekir. Sadece suçüstü olması yeterli değildir. 'Ağır cezalık suç' kriterinin ne olduğu kanunda açıkça tanımlanmamıştır. Ancak doktrin ve uygulamada, bu ifadeden, eski Ceza Kanunu dönemindeki 'ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar' anlaşılmaktadır. Mevcut sistemde ise bu, genellikle üst sınırı itibarıyla ağır (örn. 10 yıl veya daha fazla) hapis cezasını gerektiren veya TCK'da özel olarak ağır suç olarak nitelendirilen (devlet güvenliğine karşı suçlar, kasten öldürme, yağma vb.) suçlar olarak yorumlanmaktadır. Bu kriterin belirsizliği, uygulamada tartışmalara yol açabilmektedir (sen.av.tr/tr/makale/yasama-dokunulmazligi-hakkinda-bazi-sorunlar).