Müştekinin, sanık hakkında hem yaralama hem de hakaret suçlarından şikayetçi olduğu bir davada, mahkemenin bu suçlardan verdiği mahkumiyet kararlarının niteliğine göre temyiz kabiliyetinin nasıl belirlendiğini, 'hükümlerin temyiz edilemez olması' kavramı üzerinden açıklayınız. Bu durumda yerel mahkemenin verdiği 'temyiz isteğinin reddi' kararına karşı başvurulabilecek kanun yolu nedir ve bu başvuruyu hangi merci inceler? (Yargıtay 4. CD, 2017/22332 K. kararı temelinde)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137069

Ceza muhakemesinde temyiz kanun yolu, belirli bir ağırlıktaki cezaları içeren hükümlere karşı açıktır. Kanun, daha hafif nitelikteki suçlar ve cezalar için verilen kararların istinaf aşamasında kesinleşmesini öngörmüştür. Bir hükmün 'temyiz edilemez olması', kanunda belirtilen ceza miktarı veya suç türü açısından temyiz sınırının altında kalması anlamına gelir. Yargıtay 4. CD'nin kararındaki olayda, sanığa yaralama ve hakaret suçlarından verilen cezalar, nitelik ve nicelik (miktar) olarak kanunun öngördüğü temyiz sınırının altındadır. Bu nedenle bu hükümler, istinaf incelemesinden sonra kesinleşmiş olup, temyize tabi değildir. Sanık buna rağmen temyiz talebinde bulunduğunda, yerel mahkeme bu talebi 'temyiz edilemezlik' nedeniyle usulden reddeder. Sanığın veya katılanın bu 'ret kararına' karşı da kanun yolu açıktır. Bu, bir 'itiraz'dır. Bu itiraz, ret kararını veren mahkeme aracılığıyla, temyiz talebini incelemeye yetkili olan Yargıtay'ın ilgili ceza dairesine gönderilir. Yargıtay dairesi, öncelikle bu itirazı (yani temyiz talebinin reddinin doğru olup olmadığını) inceler. Kararda olduğu gibi, eğer ret kararını yerinde görürse itirazı reddederek yerel mahkemenin kararını onar (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).