Bir iptal davasında, davanın esastan reddine ilişkin mahkeme kararının Danıştay tarafından bozulmasından sonra, ilk derece mahkemesinin 'ısrar kararı' vermesinin hukuki anlamını ve sonuçlarını İYUK hükümleri çerçevesinde açıklayınız. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun (DİDDGK) ısrar kararları üzerindeki denetim yetkisinin niteliğini (hukukilik denetimi) ve DİDDGK kararının bağlayıcılığını tartışınız.
İdari yargıda, ilk derece mahkemesinin (idare/vergi mahkemesi) kararının Danıştay'ın ilgili dairesi tarafından bozulması üzerine, dosya yeniden ilk derece mahkemesine döner. Mahkeme, ya bozma kararına uyar ve o doğrultuda yeni bir karar verir ya da bozma kararını yerinde görmeyerek kendi ilk kararında 'ısrar' eder. Israr kararı, ilk derece mahkemesinin, Danıştay dairesinin hukuki değerlendirmesine katılmadığını ve kendi kararının doğru olduğunu beyan etmesidir. Bu ısrar kararına karşı taraflar yeniden temyiz yoluna başvurabilirler. Bu durumda dosya, artık kararı bozan daireye değil, Danıştay içindeki en üst karar organı olan Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'na (DİDDGK) gider. DİDDGK, uyuşmazlığı esastan inceler ve bir karar verir. DİDDGK'nın vereceği karar (ısrarı onama veya bozma yönünde), hem tarafları hem de kararına ısrar edilen ilk derece mahkemesini ve kararı bozan Danıştay dairesini bağlar. İlk derece mahkemesi, DİDDGK'nın kararına uymak zorundadır; artık bu karara karşı direnemez. Bu mekanizma, Danıştay daireleri ile ilk derece mahkemeleri arasındaki hukuki görüş ayrılıklarını nihai olarak çözmeyi ve içtihat birliğini sağlamayı amaçlar (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/iyuk-madde-52-temyiz-ve-istinaf-istemlerinde-yurutmenin-durdurulmasi.html, DİDDGK E:2014/397 K:2016/298 sayılı karardan çıkarımsanmıştır).