Kolluk tarafından usulüne uygun bir arama kararı (hakim veya şartları varsa savcı kararı) olmaksızın yapılan bir aramanın hukuki sonuçlarını, CMK m. 116, 119 ve Anayasa m. 20 (konut dokunulmazlığı) hükümleri çerçevesinde analiz ediniz. Bu tür bir arama sonucu elde edilen delillerin (eşyanın), sanığın suçlamaları kabul etmediği bir durumda, mahkumiyet için tek başına yeterli olup olmadığını Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2024/5458 K. sayılı kararı ışığında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137056

Anayasa m. 20 ve CMK m. 116, 119 uyarınca arama, kural olarak hakim kararı ile, istisnai ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise savcı veya savcıya ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emri ile yapılabilen, temel hak ve hürriyetlere yönelik ağır bir müdahaledir. Bu usuli güvencelere uyulmadan, kolluk tarafından re'sen ve keyfi olarak yapılan bir arama, 'hukuka aykırı arama'dır. Yargıtay 7. CD'nin kararında da belirtildiği gibi, bu tür bir arama sonucu elde edilen deliller (eşya), 'hukuka aykırı delil' niteliğindedir. Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmesi' prensibi ve CMK m. 217/2'nin açık hükmü gereğince, hukuka aykırı deliller hükme esas alınamaz. Eğer dosyada, bu hukuka aykırı delil dışında sanığın suçluluğunu kanıtlayan başka bir delil (örneğin tanık beyanı, kamera kaydı, özgür iradeye dayalı ikrar) yoksa ve sanık da suçlamaları kabul etmiyorsa, mahkemenin sanık hakkında 'beraat' kararı vermesi gerekir. Sadece hukuka aykırı arama sonucu bulunan eşyaya dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması, adil yargılanma hakkının ihlalidir ve mutlak bir bozma nedenidir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/gecikmesinde-sakinca-bulunan-hal-nedir-cmk.html).