5237 sayılı TCK'nın 160. maddesinde düzenlenen suçun şikayete tabi olması, 17.08.2012 tarihinde işlenen bir eylemle ilgili olarak 31.12.2013 tarihli oturumda müştekinin şikayetinden vazgeçmesi durumunda, mahkemenin nasıl bir usul izlemesi gerektiğini CMK m. 223/8 ve TCK m. 73/4-6 hükümleri çerçevesinde açıklayınız. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2018/960 K. sayılı kararında, mahkemenin bu vazgeçmeye rağmen mahkumiyet kararı vermesi neden bir bozma sebebi sayılmıştır?
TCK m. 160'ta düzenlenen 'kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf' suçu, kanun metninde açıkça 'şikayet üzerine' işleneceği belirtildiği için takibi şikayete bağlı bir suçtur. TCK m. 73/4 uyarınca, kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça, şikayetten vazgeçme, hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür ve davayı düşürür. Yargıtay 2. CD'nin ilgili kararındaki olayda, müşteki kovuşturma aşamasında, hüküm kesinleşmeden şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmiştir. Bu durumda mahkemenin yapması gereken usuli işlem şudur: Öncelikle sanığa, şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğini sormak. TCK m. 73/6 uyarınca, sanık vazgeçmeyi kabul etmezse yargılamaya devam edilir. Ancak sanık vazgeçmeyi kabul ederse (veya sükut ederse kabul etmiş sayılır), mahkemenin CMK m. 223/8 uyarınca 'davanın düşmesine' karar vermesi gerekir. Mahkemenin, usulüne uygun bu vazgeçmeye rağmen yargılamaya devam edip sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurması, kanunun amir hükümlerine aykırı olduğu için mutlak bir bozma sebebidir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-160-kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu.html).