Sanıkların, fikir ve eylem birliği içinde, araya giren mağdurun da yaralanabileceğini öngörerek bir kişiye tüfekle ateş etmeleri sonucu mağdurun hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması olayında, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2020/2961 K. sayılı kararında sanıkların 'olası kastla yaralama' suçundan 'müşterek fail' olarak sorumlu tutulmalarının hukuki gerekçelerini, 'fiil üzerinde fonksiyonel hakimiyet' teorisi açısından açıklayınız. Bu kararın, 'olası kasta iştirak olmaz' şeklindeki genelleyici yaklaşıma karşı getirdiği istisnayı analiz ediniz.
Bu kararda Yargıtay, 'olası kasta iştirak olmaz' şeklindeki genel ve mutlak kuralın, müşterek faillik durumunda aşılabileceğini kabul etmektedir. Müşterek faillik (TCK m. 37), suçun icra hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesi ve fiil üzerinde ortak, fonksiyonel bir hakimiyet kurulmasıdır. Olayda sanıklar, belirli bir kişiye (hedefe) yönelik suç işlemek üzere 'birlikte suç işleme kararı' ile hareket etmişler ve eylemlerini (ateş etme) bu ortak karar doğrultusunda birlikte icra etmişlerdir. Bu eylem sırasında, araya giren mağdurun da yaralanabileceğini öngörmelerine rağmen 'olursa olsun' diyerek eylemlerine devam etmişlerdir. Burada, asıl hedefe yönelik eylem üzerindeki 'ortak hakimiyet' kurulmuştur. Meydana gelen ikincil netice (mağdurun yaralanması), sanıkların bu ortak eylemlerinin öngörülebilir bir sonucudur ve olası kastları kapsamındadır. Yargıtay, bu durumda her bir sanığın, diğerinin eyleminden de sorumlu olduğunu ve ortaya çıkan neticeden 'olası kastla müşterek fail' olarak cezalandırılması gerektiğini belirtmektedir. Bu, olası kastla işlenen suçlarda, özellikle eylem üzerinde ortak hakimiyetin kurulduğu durumlarda, müşterek failliğin mümkün olduğunu gösteren önemli bir istisnadır (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/olasi-kastla-suca-tesebbus-istirak-ve-haksiz-tahrik.html).