Bir soruşturmada Cumhuriyet savcısının keşif yapma yetkisini, CMK m. 83 vd. hükümleri ve 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' şartı açısından analiz ediniz. Savcılığın, keşif yapılması için Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunmasının ve bu talebin reddedilmesinin hukuki niteliğini tartışınız. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/10104 K. sayılı kararında, savcının bu talebinin reddi kararının neden isabetli bulunduğunu, keşfin delil toplama işlemi olarak kimin takdirinde olduğu ve usul ekonomisi ilkeleri çerçevesinde açıklayınız.
CMK m. 83'e göre keşif, kural olarak hakim veya mahkeme tarafından yapılır. Cumhuriyet savcısı ise ancak 'gecikmesinde sakınca bulunan hallerde' keşif yapma yetkisine sahiptir. Gecikmesinde sakınca bulunan hal, delillerin kaybolması veya değişmesi tehlikesi gibi acil bir durumun varlığını gerektirir. Yargıtay 12. CD'nin ilgili kararındaki olayda, bir iş kazası sonrası kusur tespiti için keşif istenmektedir. Bu durum, genellikle delillerin hemen kaybolacağı acil bir durum değildir. Savcılığın, kendisinin 'gecikmesinde sakınca var' diyerek yapabileceği veya hakimin takdirine bırakması gereken bir işlem için Sulh Ceza Hakimliğinden 'keşif yapma kararı' talep etmesi, usulen hatalıdır. Hakimlik, delil toplama araçlarını ve gerekliliğini kendisi takdir eder. Kararda, hakimliğin dosya üzerinden bilirkişi incelemesini yeterli görmesi ve keşfe gerek olmadığına karar vermesi, kendi takdir yetkisi dahilindedir. Savcılık, soruşturma için yeterli şüpheye ulaşmak amacıyla delil toplama yetkisi (CMK m. 160) çerçevesinde, eğer şartları varsa keşfi kendisi yapmalı ya da kovuşturma aşamasında mahkemeden istemelidir. Hakimlikten bu yönde bir 'izin' veya 'karar' talep etmesi usule uygun değildir. Bu nedenle Yargıtay, hakimliğin ret kararını isabetli bulmuştur (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/gecikmesinde-sakinca-bulunan-hal-nedir-cmk.html).