Ceza Genel Kurulu'nun 2/10/2024 tarihli kararı uyarınca VUK m. 359/b'nin 'seçimlik hareketli suç' olarak kabul edilmesinin, bu suçtan açılan davalarda 'zincirleme suç' (TCK m. 43) hükümlerinin uygulanabilirliğine etkisini, 7394 sayılı Kanun ile VUK m. 359'a eklenen 9. fıkra çerçevesinde analiz ediniz. Bu yeni içtihat, farklı takvim yıllarında aynı türden sahte fatura kullanma eylemlerinin tek bir suç mu yoksa zincirleme suç mu olarak değerlendirileceği tartışmasını nasıl şekillendirir?
YCGK'nın bu kararı, zincirleme suç tartışmasını doğrudan etkiler. Eski uygulamada, her bir takvim yılındaki sahte fatura kullanma eylemi ayrı bir suç kabul edildiği için, farklı yıllardaki eylemler arasında zincirleme suç ilişkisi kurulamıyordu. Ancak YCGK'nın, fiilleri 'seçimlik hareketli tek bir suç' olarak kabul etmesi, bu suça TCK'nın genel hükümlerinin, özellikle de zincirleme suç (TCK m. 43) hükümlerinin uygulanmasının önünü açmıştır. Zaten 7394 sayılı Kanun ile VUK m. 359'a eklenen 9. fıkra da, 'Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.' diyerek bu durumu kanuni bir zemine oturtmuştur. Dolayısıyla, YCGK'nın 'tek suç' kabulü ve yasal değişiklik birleştiğinde, artık bir mükellefin aynı suç işleme kararı altında, farklı takvim yıllarında sahte fatura kullanması eylemleri, birden fazla bağımsız suç değil, tek bir zincirleme suç olarak kabul edilecektir. Bu durumda faile tek bir ceza verilecek ve bu ceza TCK m. 43 uyarınca artırılacaktır. Bu, önceki uygulamaya göre sanık lehine bir sonuç doğurur (or.av.tr/sahte-fatura-duzenleme-ve-kullanma-suclari-vergi-usul-kanunu-m-359/).