Cezaevindeki bir hükümlünün yazdığı ve muhatabına ulaşmadan Cezaevi İdaresi tarafından el konulan bir mektubun içeriğinin, TCK m. 215'teki 'suçu ve suçluyu övme' fiilini oluşturduğu varsayımında, bu suçun neden yine de oluşmayacağını, suçun unsurlarından olan 'aleniyet' kavramı çerçevesinde Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2010/3652 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız.
TCK m. 215'te düzenlenen 'suçu ve suçluyu övme' suçunun oluşabilmesi için, övme fiilinin 'alenen' işlenmesi zorunlu bir unsurdur. Aleniyet, fiilin belirsiz sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması anlamına gelir. Kamuya açık yerlerde, basın-yayın veya internet yoluyla yapılan açıklamalar bu kapsama girer. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin ilgili kararındaki olayda, hükümlünün yazdığı mektup, cezaevi idaresi tarafından denetlenerek muhatabına ulaşmadan engellenmiştir. Bu durumda, mektubun içeriği ne olursa olsun, kamuya açıklanmamış, belirsiz sayıda kişi tarafından öğrenilme ihtimali doğmamıştır. Eylem, dar bir çevrede (yazan kişi ve el koyan idare) kalmıştır. Aleniyet unsuru gerçekleşmediği için, suçun diğer unsurları (övme fiili) varsayımsal olarak mevcut olsa bile, TCK m. 215'teki suç oluşmaz. Bu nedenle mahkemenin beraat kararı vermesi gerekir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sucu-ve-sucluyu-ovme-sucunun-cezasi.html).