Engelli yakını aylığı alan bir kişinin, engelli yakınının vefat etmesine rağmen bu durumu kuruma bildirmeyerek aylık almaya devam etmesi eyleminin, TCK m. 158/1-e kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığını, failin 'hileli davranışı'nın niteliği açısından Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/21921 K. sayılı kararı temelinde değerlendiriniz. Bu eylemin, SGK'ya sahte belge sunarak prim yatıran kişinin eyleminden farkı nedir?
Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin kararında da kabul edildiği gibi, bu eylem TCK m. 158/1-e'deki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Buradaki 'hileli davranış', failin sadece pasif kalmasından ibaret değildir. Fail, bildirim yükümlülüğünü kasten ihlal ederek, kurum nezdinde hakkın devam ettiği yönünde gerçeğe aykırı bir görünümün sürmesini sağlamaktadır. Kurum, kişinin hayatta olduğu varsayımıyla ödeme yapmaya devam etmektedir. Failin bu pasifliği ve düzenli olarak bankadan parayı çekme eylemi, bir bütün olarak aldatma kastını ve hileli davranışı oluşturur. Bu durumun, SGK'ya sahte işe giriş bildirgesi vererek prim yatıran kişinin eyleminden temel farkı şudur: Sahte sigortalılıkta, SGK'nın işyerinin sahte olup olmadığını, çalışmanın fiili olup olmadığını denetleme yetki ve yükümlülüğü vardır. Bu nedenle Yargıtay, kurumun denetim imkanı olduğu için hilenin aldatıcılık unsurunun oluşmadığını kabul edebilmektedir. Ancak ölüm olayında, failin bildirimi olmaksızın kurumun bu durumu anında ve otomatik olarak tespit etmesi her zaman mümkün olmayabilir (Nüfus kayıtlarıyla periyodik karşılaştırma yapılsa da gecikmeler olabilir). Failin, ölüm olayını gizleyerek menfaat temin etmeye devam etmesi, daha aktif ve aldatıcı bir eylem olarak görülmektedir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-zararina-dolandiricilik-sucu-cezasi.html).