Yasama dokunulmazlığına ilişkin Anayasa m. 83/2'nin yorumunda, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasında ortaya çıkan ve 'Can Atalay' kararıyla somutlaşan içtihat farklılığının temel nedenlerini, 'normlar hiyerarşisi', 'yargısal aktivizm' ve 'mahkeme kararlarının bağlayıcılığı' (Anayasa m. 153) kavramları çerçevesinde analiz ediniz.
Bu içtihat farklılığının temelinde, Anayasa'nın nasıl yorumlanacağına dair iki farklı yaklaşım yatmaktadır. **Anayasa Mahkemesi'nin Yaklaşımı (Özgürlükçü ve Geniş Yorum):** AYM, Anayasa m. 83/2'nin atıf yaptığı m. 14'ü, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeler (Anayasa m. 13 - kanunilik, belirlilik) ve AİHS çerçevesinde yorumlamaktadır. M. 14'ün belirsiz olduğunu ve bu belirsizliğin seçilme hakkını ihlal ettiğini belirterek, bir nevi 'yargısal aktivizm' göstererek hak eksenli bir yorum yapmaktadır. Bu yaklaşıma göre, Anayasa'nın kendi içindeki çelişkiler, temel haklar lehine yorumlanmalıdır. **Yargıtay'ın Yaklaşımı (Pozitivist ve Dar Yorum):** Yargıtay ise daha çok normlar hiyerarşisine ve lafzi yoruma odaklanmaktadır. Bu görüşe göre, Anayasa'nın bir maddesi (m. 83/2), başka bir maddesine (m. 14) açıkça atıf yapıyorsa, bunun uygulanması zorunludur. Bir mahkemenin, Anayasa hükmünü 'Anayasa'nın başka bir ilkesine aykırı' diyerek uygulamaması, yetki aşımıdır. Bu durum, 'mahkeme kararlarının bağlayıcılığı' (Anayasa m. 153) ilkesiyle çatışma yaratmaktadır. AYM, kendi kararlarının bağlayıcı olduğunu ve uygulanması gerektiğini belirtirken; Yargıtay, AYM'nin dolaylı norm denetimi yaparak yetkisini aştığını ve bu nedenle kararının uygulanamayacağını savunmaktadır. Bu, iki yüksek mahkeme arasında ciddi bir yetki ve yorum çatışmasıdır (sen.av.tr/tr/makale/yasama-dokunulmazligi-hakkinda-bazi-sorunlar).