HMK m. 215/1'de düzenlenen 'Bir kimsenin aleyhine delil olarak kullanılabilecek belgeler, o kimsenin halefleri aleyhine de delil teşkil eder' hükmünün, külli ve cüzi halefiyet açısından nasıl uygulanacağını ve bu kuralın hukuki temelini (mirasın kül halinde geçmesi ilkesi vb.) açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137032

'Halefiyet', bir kişinin hukuki bir ilişkide başka bir kişinin yerine geçmesidir. Bu hüküm, hem külli halefiyet hem de cüzi halefiyet durumları için geçerlidir. **Külli halefiyet**, en tipik örneği mirasçılıktır. Mirasçılar, mirasbırakanın (muris) malvarlığını bir bütün olarak, yani aktifleri (hakları) ve pasifleri (borçları) ile birlikte devralırlar. Bu nedenle, mirasbırakanın imzaladığı ve onun aleyhine delil teşkil eden bir belge (örneğin bir borç senedi), mirasın kül halinde geçmesi ilkesi gereğince, mirasçıları için de bağlayıcı bir delil teşkil eder. **Cüzi halefiyet** ise, belirli bir malın veya hakkın devridir (örneğin bir taşınmazın satışı). Devralan (yeni malik), devreden kişinin o malla ilgili olarak taraf olduğu hukuki ilişkilerde onun yerine geçer. Örneğin, bir taşınmazın önceki malikinin imzaladığı ve o taşınmazla ilgili bir irtifak hakkı veya kira sözleşmesini kanıtlayan bir belge, yeni malik olan cüzi halef aleyhine de delil olarak kullanılabilir. Bu kuralın hukuki temeli, hukuki ilişkilerde devamlılığı ve istikrarı sağlamak, hakların ve borçların haleflere de sirayet etmesi ilkesidir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-215-belgelerin-halefler-aleyhine-kullanilmasi-ve-adi-senetlerin-ucuncu-kisiler-icin-hukum-ifade-etmesi.html).