Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesinin CMK m. 280/1-e uyarınca verdiği bozma kararının, sanığın temyiz hakkı üzerinde dolaylı bir etki yaratma potansiyelini bir örnek üzerinden açıklayınız. Metinde belirtilen, BAM'ın ilk derece mahkemesinin beraat kararını duruşma açmak yerine bozarak geri göndermesi ve ilk derece mahkemesinin bu bozma üzerine mahkumiyet kararı vermesi senaryosunda, sanığın temyiz hakkının nasıl ortadan kalkabildiğini ve bu durumun kanun yollarının amacıyla ne ölçüde bağdaştığını tartışınız.
Bu senaryo, BAM'ın bozma yetkisini kanunun amacına aykırı kullanmasının, sanığın haklarını nasıl kısıtlayabildiğine dair önemli bir örnektir. Senaryo şu şekildedir: 1) İlk derece mahkemesi sanık hakkında beraat kararı verir. 2) Savcı istinaf eder. BAM, delil takdirinin hatalı olduğu, mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle, aslında duruşma açıp kendisi karar vermesi gerekirken, CMK m. 280/1-e'yi hatalı yorumlayarak kararı bozar ve dosyayı geri gönderir. 3) İlk derece mahkemesi, CMK m. 284'teki 'direnme yasağı' nedeniyle (hatalı da olsa) bu bozmaya uyar ve bu defa sanık hakkında 5 yıldan az bir hapis cezasına (örneğin 4 yıl) hükmeder. 4) Sanık bu yeni mahkumiyet kararına karşı istinafa gittiğinde, ceza miktarı temyiz sınırının (5 yıl) altında kaldığı için, BAM'ın vereceği karar kesin olur ve sanığın Yargıtay'a temyiz hakkı ortadan kalkar. Oysa BAM, ilk aşamada duruşma açıp kendisi mahkumiyet kararı verseydi, bu karar doğrudan temyize tabi olacaktı. Görüldüğü gibi, BAM'ın bozma yetkisini hatalı kullanması, sanığın bir üst kanun yolu olan temyiz hakkını dolaylı olarak elinden alabilmektedir. Bu durum, kanun yollarının amacına ve adil yargılanma hakkına aykırıdır (sen.av.tr/tr/makale/istinaf-bozma-kararlarinin-kesinligi-ve-kararlara-direnme-yasaginin-siniri).