TCK m. 302'deki suçun 'kalkışma suçu' olarak nitelendirilmesinin, suçun tamamlanma anı ve teşebbüs hükümleri açısından ne gibi sonuçlar doğurduğunu açıklayınız. Bir fiilin, hazırlık hareketi aşamasından icra hareketi safhasına geçerek 'amaçlanan sonucu doğurabilecek icra hareketi olarak belirginleşmesi' kriterini, teşebbüsün imkansızlığı bağlamında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137023

TCK m. 302'de düzenlenen suç, bir 'kalkışma suçu'dur. Kalkışma suçları, neticenin gerçekleşmesinin arandığı zarar suçlarından farklı olarak, kanun koyucunun korunan hukuki değeri (devletin bütünlüğü) o kadar önemli gördüğü için, neticeye yönelik elverişli icra hareketlerinin yapılmasıyla tamamlanmış saydığı suçlardır. Yani bu suç, bir nevi 'tehlike suçu' olarak peşinen tamamlanmış kabul edilir. Suçun tamamlanması için amaçlanan sonucun (örneğin devletin birliğinin fiilen bozulması) gerçekleşmesi gerekmez. Bu yapının en önemli sonucu, bu suça teşebbüsün (CMK m. 35) mümkün olmamasıdır. Çünkü teşebbüs için aranan 'icra hareketlerine başlama' aşaması, bu suçta zaten suçun tamamlanması için yeterli kabul edilmektedir. Fail, amaç suçu işlemeye elverişli bir icra hareketine (vahim eylem) başladığı anda, suç zaten tamamlanmış olur. Eylemin hazırlık hareketi aşamasında kalması halinde ise cezalandırılmaz. Dolayısıyla, tamamlanma ile teşebbüs arasında bir boşluk kalmadığından, TCK m. 302'ye teşebbüs mümkün değildir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/devletin-guvenligine-karsi-suclar-tck-302.-madde.html, Ceza Genel Kurulu-K.2020/180).