TCK m. 302'de düzenlenen suçun maddi unsurunu oluşturan fiilin, maddede sayılan amaçları (devletin birliğini bozma vb.) gerçekleştirmeye yönelik olması (matuf fiil) yanında, objektif olarak bu sonucu doğurmaya 'elverişli' olması da gerekmektedir. Bir fiilin 'elverişlilik' unsurunu taşıyıp taşımadığının, soyut bir değerlendirmeden ziyade, 'eylemin işleniş şekli, zamanı ve diğer bütün özellikleriyle birlikte' değerlendirilmesi gerektiğini açıklayınız.
TCK m. 302'de tanımlanan suç, bir amaç suç ve tehlike suçudur. Suçun oluşabilmesi için failin sadece maddede sayılan amaçlara yönelik kastla hareket etmesi yeterli değildir; işlediği fiilin objektif olarak bu amaçları gerçekleştirmeye 'elverişli' olması da gerekir. Elverişlilik, soyut bir tehlike değil, somut bir tehlikeyi ifade eder. Yargıtay içtihatlarına göre, fiilin elverişli olup olmadığı her somut olayın kendi özelliklerine göre saptanmalıdır. Bu değerlendirmede; eylemin işleniş şekli (örneğin, sadece slogan atmak yerine silahlı bir çatışmaya girmek), eylemin işleniş zamanı (toplumsal hassasiyetin yüksek olduğu bir günde yapılması), toplumda yarattığı etki (yaygın bir korku ve kaos ortamı yaratıp yaratmadığı) ve failin örgütsel konumu gibi unsurlar birlikte dikkate alınır. Sonuç olarak, elverişlilik unsuru, fiilin sadece niyet düzeyinde kalmayıp, korunan hukuki değeri (devletin birliği ve bütünlüğü) gerçekten tehlikeye atma potansiyeli taşıdığını gösteren objektif bir kriterdir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/devletin-guvenligine-karsi-suclar-tck-302.-madde.html).