Danıştay 4. Dairesi'nin 2010/125 K. sayılı kararında, ihtiyati haciz işlemine karşı açılan davanın reddi kararının temyizi aşamasında, bu işlemin dayanağı olan 'teminat istenmesi' işleminin yürütmesinin başka bir dosyada durdurulmuş olmasının, ihtiyati haciz işleminin yürütmesinin durdurulması talebine etkisini 'hukuki dayanaktan yoksun kalma' kavramı çerçevesinde analiz ediniz.
6183 sayılı Kanun m. 13'e göre ihtiyati haciz, aynı kanunun 9. maddesinde belirtilen 'teminat istenmesini gerektiren hallerin' varlığına bağlı bir işlemdir. Yani, teminat isteme işlemi, ihtiyati haciz işleminin hukuki sebebini ve dayanağını oluşturur. Danıştay 4. Dairesi'nin ilgili kararında, davacının temyiz ettiği ihtiyati haciz işleminin dayanağı olan 'teminat isteme' işleminin yürütmesi, başka bir davada verilen bir kararla durdurulmuştur. Dayanak işlem hukuken askıya alındığında, ona bağlı olarak tesis edilen sonuç işlem de (ihtiyati haciz) hukuki dayanaktan yoksun kalır. Bu durumda, ihtiyati haciz işleminin uygulanmaya devam etmesi, İYUK m. 27'de aranan 'açıkça hukuka aykırılık' şartını gerçekleştirir. İşlemin kendisi malvarlığı üzerinde ciddi bir kısıtlama olduğundan, 'telafisi güç zarar' şartı da zaten mevcuttur. Dolayısıyla Danıştay, dayanak işlemin YD'si nedeniyle asıl işlemin de hukuki temelinin kalmadığına hükmederek, ihtiyati haciz işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/iyuk-madde-52-temyiz-ve-istinaf-istemlerinde-yurutmenin-durdurulmasi.html).