CMK m. 119 uyarınca verilen bir arama kararının, 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından verildiği bir durumda, Sulh Ceza Hakimliğinin arama talebini daha önce reddetmiş olması, savcının bu yetkisini kullanmasına engel teşkil eder mi? Savcılığın, mahkemenin ret kararına itiraz etmek yerine, aynı gerekçeyle kendisinin arama kararı vermesinin hukuki sonuçlarını, 'hukuka aykırı delil' kavramı çerçevesinde tartışınız (Yargıtay 7. CD, 2021/4365 K.).
Cumhuriyet savcısının, gecikmesinde sakınca bulunan halde arama kararı verme yetkisi (CMK m. 119), hakim kararının istisnasıdır ve hakime ulaşılamayacak acele durumlar için öngörülmüştür. Eğer savcılık, hakime başvurmuş ve Sulh Ceza Hakimliği somut delil yetersizliği gibi bir nedenle arama talebini reddetmişse, savcılığın bu kararı yok sayarak, aynı delillere dayanıp 'gecikmesinde sakınca var' diyerek kendisinin arama kararı vermesi, yargı kararını ve mahkemelerin yetkisini bypass etmektir ve hukuka açıkça aykırıdır. Bu durumda savcılığın izlemesi gereken hukuki yol, hakimliğin ret kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurmaktır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında da belirtildiği gibi, bu şekilde verilen bir arama kararı usulsüzdür. Bu usulsüz aramada elde edilen deliller, Anayasa m. 38/2 ve CMK m. 217/2 uyarınca 'hukuka aykırı surette elde edilmiş delil' (yasak delil) niteliğindedir ve sanığın ikrarı gibi başka bir bağımsız delil yoksa, hükme esas alınamaz (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/gecikmesinde-sakinca-bulunan-hal-nedir-cmk.html).