Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) ölen eşinden dolayı dul aylığı alan bir kişinin, yeniden evlenmesine rağmen bu durumu kuruma bildirmeyerek aylık almaya devam etmesi eyleminin, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/751 K. sayılı kararında neden TCK m. 158/1-e (kamu kurumu zararına dolandırıcılık) kapsamında değerlendirilmediğini, kurumun denetim yükümlülüğü ve hilenin niteliği açısından açıklayınız. Mahkemenin bu eylemi TCK m. 160 (hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf) olarak nitelendirmesinin isabetli olup olmadığını tartışınız.
Yargıtay'ın ilgili kararında ve benzer içtihatlarında bu tür eylemlerin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmadığı kabul edilmektedir. Bunun temel nedeni, dolandırıcılık suçunun unsurlarından olan 'aldatma kabiliyetine sahip hile' unsurunun gerçekleşmemesidir. SGK gibi kamu kurumlarının, kendi mevzuatları uyarınca, aylık alan kişilerin durumlarındaki değişiklikleri (evlenme, ölüm vb.) Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kayıtları üzerinden periyodik olarak kontrol etme ve denetleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Sanığın sadece 'pasif kalması' (evlendiğini bildirmemesi), kurumun bu basit denetim mekanizmasını aşan, onu aldatacak nitelikte yoğun ve ustaca bir hile olarak kabul edilmemektedir. Kurum, kendi denetim yükümlülüğünü yerine getirseydi durumu kolayca tespit edebileceğinden, suçun unsurları oluşmamış sayılır. Mahkemenin eylemi TCK m. 160 olarak nitelendirmesi de isabetli değildir. Çünkü TCK m. 160, 'hata sonucu ele geçirilen' eşya/para üzerinde tasarrufu düzenler. Burada ise ödeme bir hata sonucu değil, kurumun denetim eksikliği sonucu devam etmiştir. Yargıtay, bu tür eylemlerde suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmektedir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-zararina-dolandiricilik-sucu-cezasi.html).