Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/5877 K. sayılı kararında, PKK terör örgütü lideri için 'Sayın Abdullah Öcalan' ifadesini kullanmanın TCK m. 215'teki 'suçu ve suçluyu övme' suçunu neden oluşturmadığına ilişkin gerekçelerini, AİHS m. 10 ve AİHM'in ifade özgürlüğü içtihatları (örn. Zana/Türkiye, Sürek/Türkiye kararları) çerçevesinde analiz ediniz. Bir ifadenin cezalandırılabilmesi için AİHM'in aradığı 'şiddeti teşvik' ve 'nefret söylemi' kriterlerinin bu olayda nasıl değerlendirildiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #137001

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, 'Sayın' ifadesinin kullanılmasının TCK m. 215'i oluşturmadığı sonucuna varırken, AİHS m. 10 ve AİHM içtihatlarını temel almıştır. Karara göre, bir ifadenin suç sayılabilmesi için sadece devleti veya toplumu rahatsız edici olması yeterli değildir. AİHM'in yerleşik içtihatlarına göre ifade özgürlüğünün kısıtlanabilmesi için ifadenin; a) Açıkça şiddeti, silahlı direnişi veya isyanı teşvik etmesi veya b) Azınlıklara veya belirli bir gruba karşı 'nefret söylemi' içermesi gerekir. Yargıtay, somut olaydaki 'Sayın Öcalan' ifadesinin, bu iki istisnadan hiçbirine girmediğini değerlendirmiştir. İfade, şiddeti öven veya şiddete çağrı yapan bir içerik taşımamaktadır; sadece bir kişinin başka bir kişi hakkındaki kişisel değer yargısını, bir hitap şeklini yansıtmaktadır. Bu tür bir ifade, kamunun bir bölümü için rahatsız edici olsa da, AİHM'in 'şok edici, rahatsız edici fikirler de korunur' ilkesi kapsamında ifade özgürlüğü sınırları içinde kalır. Bu nedenle, ifadenin suçu ve suçluyu övme suçunun yasal unsurlarını oluşturmadığına karar verilmiştir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sucu-ve-sucluyu-ovme-sucunun-cezasi.html).