Karşılıklı iki grubun silahlı çatışması sırasında, olayla ilgisiz bir kişinin ölümüne neden olan merminin hangi taraftan atıldığının tespit edilemediği durumlarda, sanıkların 'olası kastla öldürme' suçundan müşterek fail (TCK m. 37) olarak sorumlu tutulup tutulamayacağını Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2019/1750 K. sayılı kararı çerçevesinde tartışınız. 'Birlikte suç işleme kararı' ve 'iştirak iradesi' unsurlarının bu tür bir olayda neden oluşmadığını ve 'in dubio pro reo' (şüpheden sanık yararlanır) ilkesinin nasıl uygulanması gerektiğini analiz ediniz.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında da belirtildiği gibi, karşılıklı çatışan iki ayrı gruptaki sanıklar arasında, birbirlerine karşı suç işleme iradesi olsa da, üçüncü bir kişiye yönelik ortak bir 'birlikte suç işleme kararı' ve 'iştirak iradesi' bulunmamaktadır. Müşterek faillik (TCK m. 37), aynı suçu işlemeye yönelik ortak bir irade ve fiil üzerinde ortak bir hakimiyet gerektirir. Karşı gruplar, birbirlerinin hasmıdır ve eylemleri birbirine karşı yönelmiştir; dolayısıyla aralarında iştirak ilişkisi kurulamaz. Olayla ilgisiz bir maktulün ölümüne neden olan merminin hangi gruptan atıldığı kesin olarak tespit edilemiyorsa, her iki gruptaki sanıklar için de maktulün ölümünden sorumlu tutulmaları yönünde aşılamayan bir şüphe ortaya çıkar. Bu durumda, ceza hukukunun evrensel ilkesi olan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) prensibi gereğince, tüm sanıkların maktulün ölümüne ilişkin 'olası kastla öldürme' suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerekir. Sanıkları, aralarında iştirak iradesi olmamasına rağmen müşterek fail sayarak cezalandırmak, hukuka aykırı olacaktır (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/olasi-kastla-suca-tesebbus-istirak-ve-haksiz-tahrik.html).