HMK m. 141 (eski HUMK m. 202/2) kapsamında 'savunmanın genişletilmesi yasağı' ilkesini ve bu yasağın istisnalarından olan 'karşı tarafın muvafakati'nin (açık veya zımni) nasıl oluştuğunu açıklayınız. Davalının, cevap süresi geçtikten sonra ileri sürdüğü bir takas-mahsup definin mahkemece dikkate alınabilmesi için, davacı tarafın bu duruma ne zamana kadar itiraz etmesi gerektiğini Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/4393 K. sayılı kararı ışığında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #136995

'Savunmanın genişletilmesi yasağı' ilkesi, HMK m. 141 uyarınca, tarafların cevap dilekçesinde bildirdikleri savunma sebeplerini, kural olarak karşı tarafın açık rızası veya ıslah yoluyla olmadıkça değiştiremeyecekleri veya genişletemeyecekleri anlamına gelir. Takas-mahsup defi de bu yasağa tabidir. Ancak bu yasağın istisnalarından biri, karşı tarafın muvafakatidir. Muvafakat açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında da belirtildiği gibi, eğer davalı, cevap süresi geçtikten sonra bir dilekçe ile takas-mahsup defini ileri sürerse, davacının bu duruma zımnen muvafakat etmemiş sayılması için, en geç bu dilekçenin kendisine tebliğini izleyen ilk duruşmada savunmanın genişletilmesine itiraz etmesi gerekir. Davacı bu ilk fırsatta itiraz etmez, aksine genişletilen savunmaya yönelik esasa ilişkin cevaplar verirse, savunmanın genişletilmesine 'zımnen muvafakat' etmiş sayılır. Bu durumda, davalı taraf lehine bir 'usuli kazanılmış hak' doğar ve mahkemenin takas-mahsup defini incelemesi gerekir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-132-karsi-dava-acilabilmesinin-sartlari.html).