'Kişisel veri' kavramını, Anayasa m. 20/3 ve AİHS m. 8 bağlamında, bireyin özel hayatının gizliliği hakkıyla olan ilişkisini de kurarak tanımlayınız. Kişisel verilerin hukuka uygun olarak işlenebilmesi (kaydedilmesi, kullanılması) için Anayasa m. 20/3'te öngörülen iki temel şart olan 'kanunda öngörülen haller' ve 'kişinin açık rızası'nın, Anayasa m. 13'teki temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimiyle birlikte nasıl yorumlanması gerektiğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #136986

'Kişisel veri', kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir (sağlık bilgileri, T.C. kimlik numarası, adres, siyasi görüş, telefon numarası vb.). Bu kavram, Anayasa m. 20/3 ve AİHS m. 8'de düzenlenen özel hayatın gizliliği ve korunması hakkının temel bir parçasını oluşturur. Anayasa m. 20/3, kişisel verilerin ancak 'kanunda öngörülen hallerde' veya 'kişinin açık rızası' ile işlenebileceğini belirtir. Bu iki şartın yorumlanması, Anayasa m. 13 (Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması) ile birlikte yapılmalıdır. Anayasa m. 13, temel hakların ancak kanunla ve Anayasa'nın ilgili maddesinde belirtilen özel sebeplere bağlı olarak sınırlanabileceğini öngörür. Bu durumda, 'kanunda öngörülen haller' ifadesi, sadece bir kanunun varlığını değil, aynı zamanda bu kanunun Anayasa m. 20/2'de (veya AİHS m. 8/2'de) sayılan meşru amaçlara (milli güvenlik, kamu düzeni, suçun önlenmesi vb.) dayanmasını ve ölçülülük ilkesine uygun olmasını gerektirir. 'Kişinin açık rızası' ise bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilse de, metindeki tartışmaya göre bu rızanın geçerlilik şartlarının ve kapsamının da yine bir kanunla düzenlenmesi, Anayasa m. 13'ün bir gereğidir. Henüz bu alanda özel bir kanun olmaması, mevcut uygulamaların hukuka uygunluğu konusunda ciddi tartışmalar yaratmaktadır (sen.av.tr/tr/makale/kisisel-verilerin-kaydedilmesi).