Bir kamu kurumunun, kendisine sunulan bilgi ve belgelerin doğruluğunu denetleme imkan ve yükümlülüğünün bulunduğu durumlarda, failin sadece sahte belge sunmasının TCK m. 158/1-e'deki suçu oluşturup oluşturmayacağını, 'hilenin aldatıcılık (kandırabilme) niteliği' unsuru açısından tartışınız. Yargıtay'ın, 'kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketin bulunmaması' halinde suçun oluşmayacağı yönündeki yaklaşımını (ör. Y11.CD, 2021/10822 K.) analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #136983

Dolandırıcılık suçunun temel unsurlarından biri, kullanılan hilenin mağduru aldatabilecek nitelikte olmasıdır. Mağdurun basit bir araştırma veya denetimle gerçeği anlayabileceği durumlarda, hilenin aldatıcılık niteliğinin bulunmadığı kabul edilir. Bu ilke, mağdurun kamu kurumu olduğu TCK m. 158/1-e için de geçerlidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, eğer kamu kurumu, mevzuat gereği kendisine sunulan belgeleri (örneğin tarımsal destek için sunulan kira sözleşmesi, sigortalılık için verilen işe giriş bildirgesi) kontrol etme, yerinde tespit yapma gibi denetim yetki ve yükümlülüğüne sahipse, failin sadece gerçeğe aykırı bir belge sunması tek başına nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Suçun oluşabilmesi için failin, kurumun bu denetim imkanını da ortadan kaldıracak veya aşacak yoğunlukta, ustaca başka hileli hareketlerde bulunması gerekir. Eğer kurum, kendi denetim yükümlülüğünü ihmal ederek ödeme yapmışsa, bu durum failin hilesinden çok kurumun özensizliğinden kaynaklandığı için suçun unsurları oluşmamış sayılır (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-zararina-dolandiricilik-sucu-cezasi.html).