TCK m. 158/1-e'de düzenlenen 'Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık' suçunun oluşabilmesi için aranan 'kamu zararı' unsurunun niteliğini ve ispatını tartışınız. Yargıtay'ın, failin aslında o hizmeti (örneğin sağlık hizmeti) ücretsiz alma hakkına sahip olduğu durumlarda (örneğin 18 yaşından küçük çocuk), sahte belge kullansa dahi 'kamu zararı' oluşmayacağı ve dolayısıyla suçun unsurlarının tamamlanmadığı yönündeki içtihatlarını (ör. Y15.CD, 2015/16277 K.) suçun koruduğu hukuki yarar açısından değerlendiriniz.
TCK m. 158/1-e'deki suçun oluşabilmesi için, failin hileli davranışları sonucu kamu kurum veya kuruluşunun malvarlığında somut, gerçek ve belirlenebilir bir azalma, yani bir 'kamu zararı' meydana gelmelidir. Bu zarar, failin aldığı haksız menfaatin karşılığıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, eğer failin hileli eylemiyle elde ettiği menfaat (örneğin tedavi hizmeti), zaten devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanması gereken bir hizmet ise, ortada reel bir kamu zararından bahsedilemez. Örneğin, sanık, 18 yaşından küçük ve tüm sağlık hizmetleri devlet tarafından karşılanan çocuğu için usulsüz bir yeşil kart kullanarak tedavi yaptırdığında, devlet zaten bu masrafı karşılamakla yükümlü olduğu için bir zarara uğramamıştır. Bu durumda dolandırıcılık suçunun 'zarar' unsuru oluşmaz ve sanığın beraatine karar verilir. Bu yorum, suçun koruduğu hukuki yararın 'kamu malvarlığı' olduğu gerçeğine dayanır. Kamu malvarlığında bir eksilme yoksa, sadece sahte belge kullanma veya idareyi yanıltma eylemi, bu nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmak için yeterli değildir (fiil, şartları varsa başka suçları oluşturabilir) (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-zararina-dolandiricilik-sucu-cezasi.html).