6459 sayılı Kanun ile TCK m. 215'e eklenen 'bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde' ibaresinin, suçu bir 'soyut tehlike suçu' olmaktan çıkarıp 'somut tehlike suçu'na dönüştürmesinin önemini ve bu unsurun ispat yükümlülüğünü tartışınız. Yargıtay'ın, 'biji serok apo' gibi sloganların veya PKK sembolü içeren pankartların taşınmasının bu suçu oluşturup oluşturmadığını değerlendirirken, 'olay tarihi ve yeri, sanığın muhatap kitle üzerindeki etkisi, toplantının olaysız dağılması' gibi kriterleri dikkate almasının, 'açık ve yakın tehlike' şartının somutlaştırılması açısından anlamını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #136979

TCK m. 215'e 2013 yılında eklenen 'kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması' şartı, bu suçu bir soyut tehlike suçundan somut tehlike suçuna dönüştürmüştür. Artık, sadece suçu veya suçluyu övmek yeterli değildir; bu övme eyleminin, somut bir olayda kamu düzenini bozma yönünde açık ve yakın bir tehlike yaratması gerekmektedir. Bu, suçun objektif cezalandırılabilme şartıdır ve ispatı iddia makamına (savcılığa) aittir. Yargıtay, bu şartın varlığını değerlendirirken mekanik bir yaklaşımdan kaçınmaktadır. Örneğin, 'biji serok apo' sloganının atılması veya örgüt sembolü taşıyan pankartın açılması tek başına mahkumiyet için yeterli görülmemektedir. Yargıtay kararlarında (ör. 16. CD, 2017/4856 K.), bu tür bir eylemin 'açık ve yakın tehlike' yaratıp yaratmadığı; eylemin yapıldığı yer ve zaman (örn. kalabalık bir gösteri mi, tenha bir yer mi), eylemin muhatap kitle üzerindeki kışkırtıcı potansiyeli, gösterinin genel seyri (olaylı mı, olaysız mı dağıldığı) gibi somut olgulara bakılarak değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, ifade özgürlüğünü daha geniş bir alanda korumayı ve suçun uygulanma alanını daraltmayı amaçlamaktadır (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sucu-ve-sucluyu-ovme-sucunun-cezasi.html).