TCK m. 215'te düzenlenen 'Suçu ve Suçluyu Övme' suçunun, TCK m. 218 kapsamında basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde dahi, 'haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları'nın suç oluşturmamasının hukuki temelini, Anayasa m. 26 (düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti) ve AİHS m. 10 (ifade özgürlüğü) çerçevesinde açıklayınız. AİHM'in ifade özgürlüğüne ilişkin 'şok edici, rahatsız edici' fikirlerin de korunması gerektiği yönündeki içtihadının, bu suçun yorumlanmasındaki rolünü tartışınız.
TCK m. 215'teki suç, ifade özgürlüğünü sınırlayan bir düzenlemedir. TCK m. 218'de yer alan 'haber verme ve eleştiri hakkı' istisnası, bu suçun Anayasa m. 26 ve AİHS m. 10 ile güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğü ile dengelenmesini sağlar. AİHM içtihatlarına göre ifade özgürlüğü, sadece toplumun geneli tarafından kabul gören veya zararsız sayılan fikirleri değil, aynı zamanda devleti veya halkın bir bölümünü 'şok edici, rahatsız edici veya endişelendirici' nitelikteki düşünceleri de kapsar. Bu, demokratik ve çoğulcu toplumun bir gereğidir. Bu nedenle, bir suç veya suçlu hakkında yapılan bir açıklamanın TCK m. 215 kapsamında suç oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken, ifadenin salt bir 'övme' mi olduğu, yoksa kamusal bir tartışmaya katkı sunan bir 'haber' veya 'eleştiri' mi içerdiği dikkatle ayırt edilmelidir. Eğer ifade, şiddeti, nefreti veya silahlı direnişi açıkça teşvik etmiyorsa, haber verme ve eleştiri sınırları içinde kaldığı sürece cezalandırılamaz. Örneğin, bir mahkumun durumuna dikkat çeken veya bir yargılamayı eleştiren bir yazı, 'suçluyu övme' olarak değil, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sucu-ve-sucluyu-ovme-sucunun-cezasi.html).