Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 2016/298 K. sayılı kararında özetlenen olayda, ilk derece mahkemesinin iptal kararının Danıştay tarafından bozulmasına rağmen, idarenin bu bozma kararına dayanarak öğrencinin mezuniyet belgesini iptal etmesi işlemi neden hukuka aykırı bulunmuştur? Mahkemenin ısrar gerekçesi ile DİDDGK'nın onama gerekçesi arasındaki farkı, 'kazanılmış hak' kavramı ve İYUK m. 52/4 ('Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.') hükmü çerçevesinde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #136977

Bu karmaşık olayda, DİDDGK'nın onama gerekçesi ile İdare Mahkemesinin ısrar gerekçesi farklıdır. İdare Mahkemesi, 'davacı aleyhine verilen kararın kamu yararı doğurmadığı' gibi daha zayıf bir gerekçeye dayanırken, DİDDGK 'kazanılmış hak' kavramına odaklanmıştır. Olayda, öğrenci hukuka aykırı olduğu sonradan anlaşılan bir mahkeme kararına dayanarak öğrenimine devam etmiş, sınavları geçmiş ve mezun olmuştur. DİDDGK, bu durumun, öğrencinin hilesi veya gerçek dışı beyanı olmaksızın, tamamen bir yargı kararına dayanılarak elde edildiği için kendisi açısından korunması gereken bir 'kazanılmış hak' doğurduğunu kabul etmiştir. İYUK m. 52/4'e göre kararın bozulması, kararın yürütmesini durdursa da, bu durum idareye, bozulan kararın uygulanmasıyla ortaya çıkan ve hukuken tamamlanmış sonuçları (mezuniyet gibi) geriye dönük olarak ortadan kaldırma yetkisi vermez. İdare, bozma kararı üzerine yeniden verilecek nihai kararı beklemelidir. İdarenin, sadece bozma kararına dayanarak mezuniyet belgesini iptal etmesi, bu nedenle hukuka aykırı bulunmuştur (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/iyuk-madde-52-temyiz-veya-istinaf-istemlerinde-yurutmenin-durdurulmasi.html).