Kamuoyunda 'İç Güvenlik Paketi' olarak bilinen kanun tasarısıyla CMK m. 91'e eklenmesi önerilen fıkranın, suçüstü hallerinde gözaltına alma yetkisini mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirlerine devretmesinin, 'kuvvetler ayrılığı' ilkesi ve Cumhuriyet savcısının soruşturmadaki rolü (CMK m. 160-161) açısından doğuracağı sakıncaları tartışınız. Bu düzenlemenin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerini analiz ediniz.
CMK'nın mevcut sisteminde, bir koruma tedbiri olan gözaltı kararı, adli soruşturmayı yürüten ve bir yargı mensubu olan Cumhuriyet savcısının yetkisindedir. 'İç Güvenlik Paketi' ile önerilen değişiklik, bu yetkiyi belirli suçlar ve durumlarda (toplumsal olaylar, suçüstü hali) idari birim olan kolluk amirlerine devretmektedir. Bu durum, Anayasa'da güvence altına alınan 'kuvvetler ayrılığı' ilkesini ihlal eder. Yürütme organına bağlı kolluğa, yargısal bir yetki olan ve kişi hürriyetini doğrudan kısıtlayan gözaltı kararı verme yetkisi tanınmaktadır. Bu, Cumhuriyet savcısının adli soruşturmanın amiri olma (CMK m. 161) ve soruşturmayı yönetme rolünü zayıflatır. Soruşturmanın en kritik ilk anlarında savcının devre dışı bırakılması, delillerin toplanması ve şüphelinin haklarının korunması açısından ciddi riskler taşır. Geçmişteki kötü tecrübeler de göz önüne alındığında, bu yetki devrinin keyfi uygulamalara yol açma ve Anayasa m. 19 ile güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını zedeleme potansiyeli yüksektir (sen.av.tr/tr/makale/ic-guvenlik-paketi-1-savcinin-yetkisine-mudahale).