Anayasa m. 83/2'de yasama dokunulmazlığının istisnası olarak atıf yapılan Anayasa m. 14'teki durumların, Anayasa Mahkemesi tarafından 'kanunilik', 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleri açısından nasıl değerlendirildiğini açıklayınız. AYM'nin, bir Anayasa hükmünün (m. 14) başka bir Anayasa ilkesine (m. 13'teki kanunilik) aykırılığını bireysel başvuru yoluyla denetlemesinin, AYM'nin yetkileri ve 'dolaylı norm denetimi' yasağı açısından yarattığı hukuki tartışmayı, metinde sunulan çoğunluk ve karşı oy görüşleri temelinde analiz ediniz.
Anayasa m. 14, 'Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı... amaçlayan faaliyetler' gibi genel ve soyut ifadeler içermektedir. Anayasa Mahkemesi (AYM), çoğunluk görüşüyle, m. 14'ün hangi suçları kapsadığının kanunla açıkça belirlenmemiş olması nedeniyle, Anayasa m. 13'te temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması için aranan 'kanunilik', 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkelerini karşılamadığını belirtmektedir. Bu belirsizlik nedeniyle, m. 14'e dayalı olarak yasama dokunulmazlığının kaldırılması, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını (Anayasa m. 67) ihlal etmektedir. Bu durum, hukuki bir tartışma yaratmaktadır. Karşı oy görüşüne göre, AYM'nin görevi kanunların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemektir; bir Anayasa hükmünün (m. 14) başka bir Anayasa hükmüne (m. 13) aykırılığını denetleme yetkisi yoktur. Bireysel başvuru yoluyla bu tür bir denetim yapmak, yasak olan 'dolaylı norm denetimi' anlamına gelir ve AYM'nin yetki aşımına yol açar. Bu görüşe göre AYM, Anayasa'daki bir sorunu tespit edip yasama organına yol göstermekle yetinmeli, ihlal kararı vererek Anayasa hükmünü fiilen uygulanamaz hale getirmemelidir. Can Atalay kararında olduğu gibi, bu teorik tartışmalara rağmen AYM'nin verdiği ihlal kararlarının Anayasa m. 153 gereği bağlayıcı olması ve mahkemelerce uygulanması zorunluluğu bulunmaktadır (sen.av.tr/tr/makale/yasama-dokunulmazligi-hakkinda-bazi-sorunlar).